TEK BEN ÖĞLEYİM ZANNEDİYORDUM!
10/10/2009 -Kategori: guncel
BAYAN Kahkaha herkesin güldüğü adama neden gülemiyor?
Saba Tümer'in CNNTURK'teki programına konuk olan Güzide Kasacı, halk arasında bir çok kişinin güldüğü isimlere kendisinin hiç gülemediğini söyledi.
Saba Tümer'in "Ben Cem Yılmaz'a çok gülüyorum" sözleri üzerine Kasacı, "Hiç gülemiyorum ve sinirleniyorum" dedi.
Cem Yılmaz'ın ne söylediğini anlayamadığını belirten Güzide Kasacı, "Anladıklarıma da 'Nedir bu, bu kadar gülünecek durum yok!' diyorum kendi kendime. İnsanlara da kızıyorum, 'Niye bu kadar gülüyor bunlar' diye" şeklinde konuştu.
Çok gülmesine karşın komediyle ilgili şeylere gülemediğini ifade eden Kasacı, "Enteresan bir şey bu" dedi.
YÜZÜNÜ TANIMASA DA SESİNİ TANIYORLAR
İnsanların sokakta yüzünden kendisini tanımasalar bile sesini ve kahkahasını hemen tanıdıklarını ifade eden Güzide Kasacı, "Benim ses tonumu biliyorlar. Bir yerde konuşsam diyorlar ki 'Güzide Kasacı'nın sesine benziyor' diyorlar" şeklinde konuştu.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
O maç için mesaj Ulu Önder'den
10/10/2009 -Kategori: Spor

Türkiye-Ermenistan maçına Atatürk'ün mesajını taşıyan pankart
Bursa'da 14 ekim çarşamba günü oynanacak Türkiye-Ermenistan Milli maçında, Ulu Önder Atatürk'ün barış mesajı "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözlerini taşıyan pankart açılacak. Karşılaşma ile ilgili hazırlıkların devam ettiğini belirten Gençlik Spor Bursa İl Müdürü Tamer Taşpınar, "Taraftarlardan gelen Atatürk'ün sözlerinin yer aldığı pankart teklifi Valilik tarafından kabul edildi" dedi.
HÜRRİYET'in haberine göre, Bursa Atatürk Stadyumu'nda 14 Ekim Çarşamba günü oynanacak Ermenistan maçıyla ilgili hazırlıklar devam ediyor. Geçen hafta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşen heyette yer alan Gençlik Spor Bursa İl Müdürü Tamer Taşpınar, çalışmalar ve maç günü yapılacak organizasyonlardan anlattı.
Cumhurbaşkanı Gül ile yaptıkları görüşmede, sporun dünya barışına olan katkısının ele alındığını belirterek, " Cumhurbaşkanımız milli maç için gittiği Ermenistan'da çok iyi karşılandığını ve misafirperverlik gördüğünü aktardı. Biz de bu vesile ile Türk insanının misafirperverliğini tüm dünyaya göstermek için hazırlık yapıyoruz " dedi.
HAZIRLIKLAR SARKİSYAN'A GÖRE YAPILIYOR
Bursa'da oynanacak karşılaşmaya Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın geleceğini belirten Taşpınar, "Daha önce sorunları düşündüğümüzde, siyasi olarak da bu maç büyük önem taşıyor. O yüzden tüm hazırlıklarımızı titizlikle yürütüyoruz. Gençlik Spor İl Müdürlüğü olarak protokol tribünü ile ilgileneceğiz. Cumhurbaşkanlarını, devlet erkânlarından gelecek olan konukları biz ağırlayacağızö dedi.
BİLETLERİ FEDERASYON DAĞITACAK
Ermenistan ile oynanacak eleme maçının biletlerinin pazartesi gününden itibaren Türkiye Futbol Federasyonu'nun ücretsiz davetiye şeklinde dağıtacağını belirten Taşpınar, "Bu maç için taraftarlar bir araya gelip proje üretmişler. Bu proje memnuniyet verici. 'Yurtta sulh, cihanda sulh' yazılı pankartı açmayı planlıyorlar. Maça dev Türk bayraklarıyla gelip milli takımımıza tezahüratlarda bulunacaklar. Onları Bursa'yı temsil etmek açısından heycanlı olduklarını gördük. Hep beraber heyecanlıyız. Bursa'da oynanacak olması da gurur verici" diye konuştu.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Atatürk hiç diktatör olmadı, keşke olsaydı!
6/10/2009 -Kategori: Haber




Tam 60 yılını Cumhuriyet tarihini ve Atatürk’ü araştırmaya adayan Turgut Özakman, “Atatürk’ün diktatör olduğunu iddia ediyorlar, ama hiç olmadı” diyor. Sonra çok tartışılacak bir söz söylüyor; “Keşke olsaydı! Bir milletin kurtuluşu için 5 yıl, 10 yıl diktatörlüğe katlanılır.” Bu sözünün altını dolduruyor ardından: “Çünkü daha hızlı gitmemiz lazımdı. Halk hükümeti kurulmasına ihtiyaç vardı. Ama Atatürk kadar çalışan adam çok azdı. Yaratıcı zekaya sahip kadrolar yoktu...”
Dersimiz Atatürk neyi anlatıyor?
Bir kere Atatürk niye büyük onu bilelim. Hepimizin bilmesi lazım. Dünya tarihinde bir eşi yok. Hem vatanını kurtarıyor, hem milletini kurtarıyor, hem de emperyalizme karşı savaşıyor. Üstelik bütün bunları sıfırdan yola çıkarak yapıyor. ABD’nin eski Başkanı General Eisenhower Avrupa’ya çıktı, Almanlar’ı yendi o kadar. Şimdi adını anan bile yok. O tarihlerde Cumhuriyet ilan edildikten sonra Ahmet Emin Yalman’ın bir yazısı var. Diyor ki, “Mustafa Kemal Paşa bence Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın önderi General George Washington gibi bir köşeye çekilip kendini unutturmalı.” Nasıl bir kafadır bu. Hep de iddia ediliyor ki, diktatör olabilir. Ama hiç olmadı ki... Keşke olsaydı!
Neden?
Bir milletin kurtuluşu için 3 yıl, 5 yıl, 10 yıl diktatörlüğe katlanılır. Keşke olsaydı, çok yavaş gitti. Hızlı gitseydi, daha çok şey yapsaydı, bugünler çok daha farklı olurdu.
Mesela ne yapabilirdi?
Cumhuriyet kurulduktan sonra hiçbir şeye karışmıyor. Bakanları çağırıp talimat vermiyor. Öyle sersemlikler yapan bakanlar var ki, birini çağırıp azarlasa...
Hangi konularda?
Her konuda. Yani çalışan adam çok az, yaratıcı zeka yok.
Cumhuriyet kurulurken sadece 50 kişi asıldı!
‘Keşke diktatör olsaydı’ sözünüzü biraz daha açar mısınız?
Daha hızlı gitmeye ihtiyacımız vardı, halk hükümeti olmaya ihtiyacımız vardı. ‘Nef’i hazine’ diye bir tabir vardır bilir misiniz? ‘Hazinenin menfaatine’ demektir. Maliyede bir sorun çıkarsa bütün meseleler hazinenin yararına halledilir. Bu Osmanlı’dan kalma aşağılık bir anlayış, doğrusu halk yararına olacak. Biz halk hükümeti kurduk ama halk ayağına dayanmayı başaramadık. Yani, o küçük memurdan başlayarak bunu yaratamadık. Bu çok zor bir şey tabii. Yani bin yıllık bir alışkanlığı hemen çabucak bırakıp halkın emrinde olduğunu, onun hizmetkârı olduğunu anlamıyor devlet. Şimdi de anlamıyorlar.
* Birkaç yıl önce Şebinkarahisar’da konuştuğum 103 yaşındaki Bilal Dede, “Şapka yüzünden çok adam asıldı. ’Böyle devrim olmaz. Bu şapkayla namaz kılınmaz’ diyen ne kadar alim varsa biz onların cenaze namazına durduk!” diye anlatmış ve ardından da “Atatürk diktatördü amma böyle olması gerekiyordu. Bu millete onun gibi biri lazımdı. Kafasında hem akıl hem siyaset vardı. Bir daldan yaprak düşmeden o düşeceğini anlardı...” diye eklemişti. Öylesine saygı duyuyordu Atatürk’e... Bir de tanım yapmıştı, “Atatürk öyle bir adamdı ki kurt bile koyuna dalmaktan korkardı dağlarda!” diye...
Bunları söyleyen bir köylü. Duyduklarını anlatmış size... Bir kere “Devrimlere karşı çıktı” diye, asılan yok. Bunu bilin... Giyim kuşam devriminde şapka, isyan için vesile azledilmiştir üç-dört şehrimizde. Rize’de, Erzurum’da, galiba Sivas ve Elazığ’da da... Onların elebaşları, yani “Şapka giymeyiz, kafirliktir! Devirelim bu hükümeti” diyenler asılmıştır. O apayrı bir hikâyedir. Onların hepsini toplarsan da bir şey etmez. Cumhuriyet’in 50 kişinin idamıyla gerçekleştiğini, inanılmaz bir büyük devrim yaratıldığını düşünün. Bu, insanın parmağına toplu iğne batması kadar basit bir şey.
Kansız bir devrim olduğu zaten kabul ediliyor...
Kesinlikle. Çünkü sıkıyönetim yok, sansür yok. Bunlar da bir Şeyh Sait isyanında, bir de İzmir Suikasti dolayısıyla İstiklal Mahkemeleri’nde çalıştırılmıştır. Şimdi onları yazıyorum ‘Cumhuriyet’ kitabım dolayısıyla... Tam ifade metinlerini okuyunca, sonradan iyi niyetle özetlenenlerin ne kadar yanlış olduklarını ortaya koyuyorum... Öyle şeyler söylenmiş ki, onları da o özetlere koymak lazımdı ki İstiklal Mahkemeleri’nin ne kadar dikkatli, ne kadar özenerek, ne kadar saygı duyularak gerçeği ortaya çıkartmaya çalıştığı anlaşılsın. Önce insanlara vakit veriyorlar. Yani karşılarına geçirip de “Anlat!” diye başlamıyor o soruşturmanın mahkemeleri... Bizim kendi tarihimizi çok iyi, çok ciddi, çok saygı ile incelememiz lazım.
Demokrasiye geçişte İsmet İnönü çok fazla telaş etti
Atatürk’e ilginiz ne zaman başladı?
60 yıl önce... Anadolu’da yayan yürüdüğüm zaman... Ankara-Polatlı’dan Afyon’a yayan yürüdüm, 10 arkadaşımla birlikte. 1948 yılında... 30 Ağustos Zaferi’ne katılmak için Polatlı’dan toprak alıp götürmüştük Afyon’a. 10 günde gittik. Ertesi yıl yeni bir yoldan, Kütahya’dan Afyon’a bir daha yürüdüm. İşte o arada anı toplamaya başladım, derken bugünkü hale geldi.
Peki ilk yürüyüşünüze karar vermeniz nasıl oldu?
Bir dernek kurulmuştu. ‘Anadolu Oymağı’ diye... Ben o zaman Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyim. O dernek bu yürüyüşe katılacak gönüllüler arıyordu. Biri ben oldum.
Hayatınız o zaman değişti diyebilir miyiz?
Evet. İyi ki de gitmişim. Anıları dinledik. “Kemal’in Askerleri” o anılardan kalma bir deyimdir. Ondan sonra da, param varsa kitap aldım okudum, yoksa kütüphanedeki kitaplardan defterlere yazdım. Evvela anılarla, sonra yakın tarihimizle ilgili bilgi ve yayın toplamaya başladım...
Aradan geçen 60 yılda ne öğrendiniz?
Yalnız kahraman yetiştirmiyoruz biz, hain de yetiştiriyoruz. Bunların içinde, hain de var, yalancı da var. Sırf politika uğruna bunları yapan da var. Dolduruşa geldiği için onları doğru zannedip sahibinin sesi olarak konuşan plaklar da var. Cumhuriyet kurulduğu zaman da Cumhuriyet’in düşmanları var. Onlar saraylılar, hilafetçiler... Bugünkülere bakıyorum, bazıları dinci olduğu için Atatürk’e, Cumhuriyet’e karşı. Ama gencecik adamlar var, onlar niye Cumhuriyet’e karşı? Cumhuriyeti yıkıp yerine daha ileri ne kurabilirsiniz? İnsanoğlunun yaratabildiği daha ileri bir düzen yok ki! Atatürk’ün bir sözü var; “İnsanoğlunun en büyük ümidi demokrasidir” diyor. Müthiş bir söz. Atatürk tam demokrasi istiyor. Ama biz daha kuramadık. Sanıyorum İngiltere’de var. Amerika’da söz konusu değil. Almanya’daki demokrasiye de saygım yok. 3 yıl kaldım, geçiniz. Fransa’da demokrasi olsaydı ’Ermeni kıyımı olmamıştır’ diyen birini hapse atacak kanun çıkamazdı. Demek ki yok demokrasi. Belki demokrasinin yüzde 70’i vardır ama gerisi yok.
Köy Enstitüleri’nin kapanmasında CHP’nin de yarı yarıya payı var
Bizde demokrasinin yüzde kaçı var?
Biz daha demokrasinin eşiğindeyiz. Biz seçimi demokrasinin tamamı sandık. Partiler çoğalır, seçim de yapılırsa bu demokrasidir sandık. Bunun demokrasinin onda biri olduğunu anlamadık. Tabii ki bu zorunlu, demokrasinin olmazsa olmaz bir kuralı. Ama demokrasi bundan ibaret değil. Bir kere hakikaten devletin gerçekten laik olması lazım, gerçekten bilime saygı duyması lazım.
Türkiye, Atatürk’ün kurduğu düzenin üzerine ne kadar taş koyabildi?
Biraz. Çok partili döneme geçilmesi, seçim yapılması, CHP’nin iktidarı kavgasız gürültüsüz Demokrat Parti’ye devredebilmesi bunlar bir ilerleme sayılıyor. Ama demokrasiye geçişte İsmet Paşa’nın çok telaş ettiği görülüyor. Bir an evvel demokrasiye geçilsin, o da demokrasi öncüsü olsun diye... Ama devrimleri, laikliği daha güvence altına alması gerekiyordu, büyük çoğunluk ondaydı. Mesela ‘Köy Enstitüleri’ni Demokrat Parti kapattı’ diyorlar ama yarı yarıya kapatan CHP’ydi. Son darbeyi vuran Demokrat Parti’ydi. CHP ile Demokrat Parti’nin uzlaşmadaki yetersizliğinden dolayı kapanmıştır Halk Evleri de...
Kontrol edemeyeceklerini mi düşündüler?
CHP bir devlet kurumu haline getirilmesine razı, Demokrat Parti de buna razıymış gibi görünüyor. CHP’yi Faik Ahmet Barutçu temsil ediyor. Demokrat Parti’yi Adnan Menderes... Sonra birden kopuyor. Bir kanun geliveriyor, CHP’liler de şaşırıyorlar. Ve Halk Evleri kapatılıyor. Görüşmeler yavaş yürüdüğü için... Adnan Menderes’in sabırsızlığı olabilir. Benim bütün kuşağım, biz Halk Evleri’nde yetiştik. Hiç CHP lafı falan duymadık. Parti örgütü gibi değildi Halk Evleri. Hadi tedbirli konuşayım, belki bir-iki yerde olmuştur. Ama ben Halk Evleri’nde çok çalıştım, hiçbirinde parti lafı edilmezdi. Orası bizi medeniyet için bir araya getiren bir yerdi. Artık bir daha kurulamaz. Köy Enstitüleri de, Halk Evleri de... Köy Enstitüleri Türk dehasının bir eseridir. O Köy Enstitüsü mezunlarında ne müthiş bir idealizm vardır. 8 tane adam komünist olmuşsa ne olmuş! Orduda oldu, kapattık mı orduyu? Üniversitede oldu, kapattık mı üniversiteyi? Komünist varsa, atarsın onları, biter gider. Köy Enstitüleri, Türkiye’yi kurtaracak çok büyük bir projeydi...
TURGUT ÖZAKMAN DÜN NE SÖYLEMİŞTİ?
Şeyh Sait İsyanı çok büyük talihsizlikti!
Hem Kürtler hem de Türkler için...
Kürt meselesinde Şeyh Sayit İsyanı çok büyük bir talihsizlik oldu. O çok şaşkın bir isyandı. Ne kadarı etnik isyan, ne kadarı dini isyan belli değil. Ne kadar akılsız bir iş yapılmış, ne kadar çok insan öldü. Hem Türk Ordusu’ndan hem de Kürtler’den... Üstelik Türk Ordusu’nda savaşan o kadar Kürt var ki!.. Ankara’nın Doğu’dan ürktüğü anlaşılıyor. Çünkü o dönemde İngilizler’le el altından işbirliği yapan çok Kürt var. Musul meselesinde İngilizler’den büyük bir darbe yemişiz zaten. Savaşmak gerek ama Türkiye daha yeni barışa ermiş. Yaraları yeni yeni sarılacak, savaşabilir mi? İşte tam da böyle bir dönemde isyan oluyor.
Ürküntü, korku, güvensizlik var... Yoksa Kürt halkıyla hiçbir sorunumuz yoktu. Olsaydı, Lozan’a giderken Kürt milletvekilleri ’Bizi sizden ayırmak istiyorlar. Aman ha ayırmayın!’ diye İnönü’yü uyarırlar mıydı?
Kürtler zaten kurucu millet! Asli unsur olmaktan çıkıp sığıntı mı olmak istiyorlar?
Bazı Kürtler diyorlar ki, “Lozan’da İsmet Paşa, ’Ülkeyi Türkler ve Kürtler birlikte yönetmektedir, yönetecektir’ demişti.” Doğru... Zaten öyle değil mi? Cumhuriyetin kuruluşundan beri birlikte değil miyiz? Kurucu millet onlar. Şimdi kurucu millet olmaktan çıkıp, azınlık olarak sığıntı bir millet mi olmak istiyorlar? Elbette egemen milletin bazı üstünlükleri vardır. Egemen millet, bu üstünlüklerini tabii ki zaman içersinde törpüleyerek yavaş yavaş herkesin altında yer alacağı büyük bir şemsiye yaratır. Ama bu kavgayla yaratılmaz bu şemsiye!
Atatürk’ün manevi oğlu Abdürrahim de Kürttü!
Atatürk’ün üç yaveri var; biri Çerkez, biri Kürt, biri Türk. Kürt olan Mahmut Bey, daha sonra Siirt mebusu oluyor. Mahmut Soykan... Çerkez olan Altemur Kılıç’ın dayısı Muzaffer Kılıç... Türk ise Salih Bozok. Atatürk’ün manevi oğlu Abdürrahim de, Kürt’tü. Van ve Muş çevresindeki savaştan sonra Ermeniler’in dağıtıp kestiği ailelerden geride kalan yetim ve öksüz çok çocuk var. Herkes bu çocuklara sahip çıkmaya çalışıyor. Abdürrahim’i de 5 ya da 6 yaşında alıp annesi Zübeyde Hanım’ın yanına İstanbul’a gönderiyor Atatürk. ’Bu bizim evladımız olsun’ diyerek..
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Öztürk, Avşar'ın programını terketti!
6/10/2009 -Kategori: Haber
Hülya Avşar, programının konuğu olan Yaşar Nuri Öztürk'le polemiğe girince Öztürk stüdyoyu terketti.
Hülya Avşar'ın Habertürk ekranlarında yayınlanan 'Hülya Avşar Soruyor' programına konuk olan İlahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili konuşmalar esnasında Avşar'ın sorduğu sorulara yanıt vermekten kaçınarak porogramını terketti.
TARTIŞMA GÜLEN YÜZÜNDEN BAŞLADI
Konuşmanın ilk dakikalarında Yaşar Nuri Öztürk'e Fethullah Gülen hakkında ne düşündüğünü soran Hülya Avşar, "Size ne bundan?" yanıtıyla şaşırdı. Öztürk'ün "50 tane vatandaş sayarsınız bana, onlar hakkında ne düşünüyorsunuz, sayın, Sibel Can hakkında ne düşünüyorsunuz, Hülya Avşar hakkında ne düşünüyorsun, Muro hakkında ne düşünüyorsun, yani" diyerek Gülen ile ilgili soru sorulmasına tepki verdi.
Avşar'ın "Gerçekten ne düşünüyorsunuz? Neden bu soruya yanıt vermiyorsunuz? Kötü bir soru mu oldu bu?" diyerek ısrar etmesi üzerine Yaşar Nuri Öztürk, "Niye yani, ne özelliği var Fettullah Gülen'in? Muro hakkında sormuyorsun da Fettullah Gülen hakkında soruyorsun" diyerek Hülya Avşar'ı tersledi.
Avşar, "Buyrun aldım işte cevabımı. Düşündüğünüz şeyi anlamış oldum" diye konuştu.
Programın ilerleyen dakikalarında Tunceli Milletvekili Kamer genç de programa katıldı. Konu iktidar ve Başbakan'dan açılınca Yaşar Nuri Öztürk, Hülya Avşar'ı AKP'ye yağcılıkla suçladı.
GERGİNLİK TIRMANMAYA BAŞLADI
Türkiye'nin ekonomisinin ve IMF'nin konuşulduğu programda Yaşar Nuri Öztürk, 3-4 milyon dolar para ile Türkiye'nin tutsak hale getirildiğini söyleyerek "Bunların altına 200'e yakın imza atılmış, son 60-70 yılda. Hiçbirinin mahiyetini veya bir çoğunun mahiyetini Türkiye bilmiyor. Yani Tayyip Erdoğan zurnanın son deliği" diye konuştu.
İktidara yönelik sert söylemlerde bulunan Yaşar Nuri Öztürk, "Dua edelim de bu peşrev bitsin Tayyip Erdoğan ile. O son deliğidir zurnanın" ifadesini kullandı.
Hülya Avşar'ın "Niçin bitmesini istiyorsunuz?" sorusuna, Milletvekili Kamer Genç, Türkiye'nin Amerika'nın talimatı ile yönetildiği şeklinde yanıt verdi.
HÜLYA'NIN SÖZLERİ ORTAMI İYİCE GERDİ
İlerleyen dakikalarda Hülya Avşar, Öztürk'ün "Dua edelim de bu iktidar bitsin" şeklindeki söylemine "Artık duaya kaldı işiniz. Sizler de biliyorsunuz ki aslında, gerçekten bundan sonra koalisyonun olması ya da güçlü bir şekilde birilerinin Tayyip Bey'den sonra gelmesi mümkün mü sizce? Bana çok uzak gibi geliyor" dedi.
"Dua edelim sözün gelişi" diyen Yaşar Nuri Öztürk, Avşar'ın sözlerini bitirmesinden sonra "Yine mesaj vermeye başladı" diyerek Avşar kızını eleştirdi.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK, SERT ÇIKTI
Hülya Avşar, "Mesaj vermiyorum. Gördüğüm şeyi söylüyorum" derken, Yaşar Nuri Öztürk, "Batı güçleri Türkiye'den, Tayyip Bey meselesi de değil o bir kadro, o kadro vasıtasıyla alacağını kesin bildiği şeyleri alamayacağını veya artık alması gerekenlerin bittiğini düşündüğü anda bu iktidarın bir hafta hayatı var" ifadesini kullandı.
Bunları siyasetçi olarak değil bir fikir adamı olarak söylediğini vurgulayan Yaşar Nuri Öztürk'e karşılık Hülya Avşar, bu sözlere itiraz ederek "Bence böyle bir şey olamayacak gibi geliyor" şeklinde konuştu.
Öztürk'ün "Banane sence olamayacağından" sözleriyle terslemesi üzerine halktan biri olarak böyle konuştuğunu belirten Hülya Avşar, böyle bir şeyin olmasının kendisine göre çok zor olduğunu ifade etti.
AYAĞA KALKIP GİTTİ
Yaşar Nuri Öztürk, Hülya Avşar'ı uyararak "Yine aynı şeyi yapıyorsunuz. Lütfen yapmayın. Burada beni kullanarak, AKP'ye yağcılık yapmayın" dedi.
Hülya Avşar konuğuna "Hayır alakası yok" dese de Yaşar Nuri Öztürk, "Hayır alakası var, yapmayın" dedi.
Avşar direterek "Kim güçlü? Meclisten kim çıkacak, Tayyip Erdoğan'dan sonra iktidar olarak" sözleriyle ısrarını sürdürdü.
Bu sırada Yaşar Nuri Öztürk, "Siz Tayyip Erdoğan'ı konuşun, ben gidiyorum. Siz konuşun.." dedi ve Hülya Avşar'ın itirazlarına rağmen ayağa kalkarak stüdyoyu terketti.
Ne yapacağını bilemeyen Hülya Avşar, "Aşkolsun diyerek" elini yüzüne götürdü ve "Hep bana bunu yapıyorlar. Ben halbuki Tayyip Bey'i konuştuğumdan değil. Hay Allahım ya Rabbim" dedi.
Bu duruma çok bozulan Hülya Avşar'ın yüzü gerginleşti ve gözleri doldu. Bu esnada Kamer Genç konuşmaya devam edince, Hülya Avşar, dinlemeye geçti ancak yaşanan bu durumdan rahatsızlığı da yüzünden okundu.
ANİDEN REKLAMA GİDİLDİ
Bu arada geçen hafta Yiğit Bulut'un sunduğu 'Habertürk Özel' programına konuk olan Hülya Avşar, Kamer Genç ile ilgili konuşmuş ve daha sonra yayına telefonla bağlanan Milletvekili ile kısa süreli bir polemik yaşamıştı.
Yaşar Nuri Öztürk'ün programı terketmesinden bir süre sonra program aniden kesilerek reklama gidildi. Ekran başındaki izleyiciler reklam arasından sonra devam edeceği söylenen programı bekledi ancak daha sonra haber bülteninin ekrana getirilmesi de şaşkınlık yarattı. Avşar kızının, Habertürk'teki 2. programı aniden yapılan bu kesintiyle sona erdi.
AKSİLİKLER PROGRAMDAN ÖNCE BAŞLAMIŞ
Televizyon Gazetesi.com'un edindiği bilgiye göre, programa Kurtlar Vadisi dizisindeki 'Muro' tiplemesiyle ünlenen Mustafa Üstündağ da konuktu. Ancak, program öncesinde kanala gelen ve yayına kendisinden başka kişilerin de davetli olduğunu öğrenen Üstündağ'ın tek başına çıkmak istemesi sorun yarattı. Avşar kızının uzun süre Mustafa Üstündağ'ı ikna etmeye çalıştığı ancak herşeye rağmen program başlamadan gitmesini engelleyemediği de öğrenild
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kadın nasıl kur yapar?
6/10/2009 -Kategori: yasam
![]() |
Kadınlar da erkekler gibi saça dokunma, giysileri düzeltme, bir veya iki ellerini birden kalçalarına koyma, ayak ile vücudun erkeğe çevrilmesi daha uzun mahrem bakışlar ve artan göz teması gibi aynı teme hazırlık hareketlerini kullanırlar.
Ayrıca erkek saldırganlık hareketi olmasına rağmen bir kadın inceliğiyle kullanılan ve sadece tek başparmağın kemere sokulduğu veya bir çanta veya cepten dışarı çıktığı başparmaklar kemerde hareketini yaparlar.
Kadın hazırlık hareketleri
Heyecan dolu bir ilgi kadınlarda da gözbebeklerinin büyümesine ve yanakların kızarmasına yol açar. Bunun ardından diğer dişi flört sinyalleri gelir.
Saç atma
Baş hafifçe savrularak saçlar omuzlardan geriye veya yüzden uzağa atılır. Kısa saçlı kadınların bile bu hareketi yaptıkları görülebilir.
Bilek gösterme
İlgilenen bir kadın ilgilendiği kişiye bileklerinin iç tarafındaki düzgün yumuşak teni gösterecektir. Bilek bölgesi uzun zamandır vücudun en erotik yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Konuşurken avuçlar da erkeğe gösterilir. Sigara içen kadınlar bu tahrik edici bilek / avuç göstermeyi sigara içerken çok kolay yaparlar. Bilek gösterme ve saç atma hareketleri dişi bir görünüme sahip olmak isteyen eşcinsel erkekler tarafından da taklit edilir.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
AKP'li gibi davrandığı için ayağa kalkmadık!
3/10/2009 -Kategori: Haber

uğurlamadıklarını böyle açıkladı: Tutumuyla milletin değil, AKP’nin cumhurbaşkanı gibi davrandı
TBMM’nin açılış töreninde yaptığı konuşmadan dolayı muhalefet partilerinin hedefi olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e tepki sürüyor. Gül’ü TBMM’ye girişinde ayakta karşılamayan, konuşmasını alkışlamayan ve Cumhurbaşkanı’nın Genel Kurul salonunu terketmesi sırasında da aynı tavırları sergileyen CHP, dün de eleştirilerini sürdürdü. CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek, partinin tavrının Gül’ün davranışlarından kaynaklandığını söyledi. “Biz cumhurbaşkanının uzlaşma ile seçilmesinden yana olduğumuzu daha önce ifade etmiştik. Fakat AKP uzlaşmadan değil, dayatmadan yana bir tavır izledi” dedi.
Herkesi kucaklamalı
CHP’li Özyürek, “Kaldı ki, Sayın Gül de tutumuyla milletin değil, AKP’nin cumhurbaşkanı gibi davrandı. Biz de o nedenle böyle bir tavır koyuyoruz. Bu zaten ilk değildi. Gül, ne zaman AKP’nin değil tüm Türkiye’nin cumhurbaşkanı gibi davranırsa, tüm Türkiye’yi kucaklayan bir tutum içinde olursa biz de o zaman kendisini ayakta karşılarız” diye konuştu. TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ise, CHP’nin Gül’e karşı tavrını eleştirdi. Cumhurbaşkanı Gül’ü Nahçıvan’a uğurladıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şahin, “Cumhurbaşkanı Gül’ün salona girişinde CHP’li milletvekillerinin ayağa kalkmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu cevabı verdi: “Cumhurbaşkanlığı, devletimizi, milletimizi temsil eden bir makamdır. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hatta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bulunmayan herkesin bu makama saygı göstermesi esastır. Bu makamda kim olursa olsun herkese saygı gösterilmesi lazım
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Anayasa'yı değiştirmek büyük felaket olur
3/10/2009 -Kategori: Haber

Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş, TBMM’de çoğunluğu Anayasa’ya saygılı milletvekillerinin bulunmadığı sürece, Türkiye’nin başına gelebilecek en büyük felaketin Anayasa değişikliği olacağını ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve hukuk devleti rejimiyle sıkıntısı olan iki partinin el ele vererek Anayasa değişikliği yapmalarının yanlış olacağını ifade eden Savaş, “Laikliğe karşı fiillerin odağı durumunda olması mahkemece tespit edilmiş bir parti ile bölücülükten sabıkalı partinin milletvekillerinin bir araya gelerek Anayasa değişikliği yapmasından daha büyük bir felaket Türkiye’nin başına gelemez. Cumhuriyetin temel ilkelerine saygı duymayan iki parti el ele vererek Anayasa değişikliği yapmamalı. Buna izin verilmemeli” dedi. AKP’nin DTP’li milletvekillerinin yargılanması için anayasa değişikliğine destek vermesinin DTP’ye bir mesaj niteliği taşıdığını ifade eden Savaş, “AKP’nin hedefinde yargının olduğunu biliyoruz. Anayasa Mahkemesi’ne bile kendi yargıçlarını atamak istiyorlar. Yüce Divan’da yargılanacaklarını çok iyi bildikleri için DTP’ye mesaj yolluyorlar bu yolla. Anayasa’nın 83. maddesinin değiştirilmesi sadece rejime muhalif partilere yarar” şeklinde konuştu.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Hülya'yı fena fırçaladı
3/10/2009 -Kategori: Haber

KÜRT açılımı konusundaki açıklamalarıyla soruşturmalık olan Hülya Avşar, Gül’ü eleştirdiği için canlı yayında sataştığı Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’ten de ağzının payını aldı. Yayına bağlanan Genç, sert bir üslupla “Bazı kişilere yağ çekerek birtakım yerlere gelmeye çalışmayın Hülya Hanım!” dedi.
Yağcılık yapma Hülya Hanım
Kamer Genç canlı yayında Hülya Avşar’ı payladı!..
Kürt açılımı konusundaki açıklamalarıyla soruşturmalık olan Hülya Avşar, sert kayaya çattı. ’Habertürk Özel’ programının stüdyo konuğu olan Hülya Avşar, farklı konularda değerlendirmelerde bulunurken Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’in, TBMM’deki konuşmasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü eleştirmesine tepki gösterdi.
Rant sağlama
Avşar “Ben bir kere üslubu çok çirkin buluyorum. Yani şöyle hayal ediyorum Kamer Genç Beyi; ’Hani beyaz çoraplarıyla evinde bağdaş kurmuş, karısından da çayını istemiş, eline de almış çayı karıştırırken konuşuyor gibi. Bu Meclis’te yapılacak tarzda bir konuşma şekli değil. Bana göre Meclis’in içinde saygı yok” Hülya Avşar’ın bu sözlerinin ardından milletvekili Kamer Genç, telefonla canlı yayına bağlandı. Kamer Genç, “Biraz önce sizi izledim. Hülya Avşar’ı ben iyi tanırım. Biraz önce benim böyle beyaz çoraplarla oturmuş, şey etmiş gibi havalara girdi. Hülya Avşar herhalde biraz şey yapmak istiyor, bazı olaylardan rant sağlamaya çalışıyor.Siz bir takım kişilere yağ çekerek bir takım yerlere gelmeye çalışma Hülya Hanım. Senin bunlara ihtiyacın var mı?” dedi. Hülya Avşar, Kamer Genç’in ifadeleri sırasında yaşadığı sıkıntıyı elleri, mimikleri ve hareketleriyle sergiledi.
Dava düştü
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “Kürt açılımı”na ilişkin sözleri nedeniyle Hülya Avşar hakkında, “Halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle soruşturma açmıştı. Dün Hülya Avşar hakkında takipsizlik kararı verildi. Bu sarada, Avşar’ı sorgulayan Savcı Ali Çakır, “Sorgulama esnasında Avşar’a ‘Benim babam Türkmen, sonradan Kürtleşmiş, annem Türk’ sözlerine yönelik olarak, ‘O halde Kürt milliyetçiliğine dair görüşleriniz nereden geliyor?’ şeklinde bir soru yönelttim” diye konuştu.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Türk'e iftira atıp cebimi doldurdum
3/10/2009 -Kategori: Haber

Pamuk, küfürle cebini doldurdu
Türkler’e hakaret ettiği için Nobel’le ödüllendirilen Pamuk “Daha fazla okuyucum var. Banka hesaplarım ve maillerim kabardı” dedi
“Türkler 1 milyon Ermeni’yi 30 bin Kürdü katletti” sözleri ile Nobel’i kazanan Orhan Pamuk’un İspanya’nın La Vanguardia gazetesinde röportajı yayımlandı. Pamuk verdiği mülakatta, Türkler’e ettiği küfürler nedeniyle kazandığı Nobel sayesinde paraya para demedeğini açıkladı. Orhan Pamuk, “Nobel ödülü için yaptığım konuşmada, ödülün beni değiştirmeyeceğini söylemiştim ama değiştirdi. Daha fazla okuyucum var. Banka hesaplarım ve maillerim kabardı. Ama edebiyata ayırdığım zaman da arttı, daha büyük vaatlerim var. Ödül, beni mutlu ve meşgul bir insan yaptı” açıklamasında bulundu. Yaşamını hem Türkiye’de hem de ABD başta olmak üzere yurt dışında ders vererek sürdürdüğünü anlatan Pamuk, “Koruma taşımaktan kurtulmam gerekiyor” ifadesini kullandı.
Üst sınıfız
“Masumiyet Müzesi” adlı kitabındaki Kemal karakterinin kendisi olmadığını belirten Orhan Pamuk, şunları kaydetti: “Benim Kemal olduğumu düşünenleri anlayışla karşılıyorum. Hayatımız çok benzer. Üst sınıfız, hayatın güzelliklerinin tadını çıkartıyoruz. İkimiz de bunu paylaşıyoruz, fakir bir ülkede zengin biri olmanın rahatsızlığı. O, kendi sosyal grubundan çıkıp, birey olarak ayrılıyor.” Türkler’e küfür ettiği için ödüllendirilen Pamuk, “İstediği zaman politika konuşmaya devam edeceğini” söyledi.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yıkım fermanı!
3/10/2009 -Kategori: Haber


AKP’nin teslimiyetçiliği, Türkiye düşmanlarını yeni bir teröre yöneltti. AB ve ABD’nin fonladığı birimler ülke değerlerine rapor saldırısı başlattı. “Ne mutlu Türküm diyene” sözüne saldıran AB Komiseri’ni, yeni bir skandal rapor izledi.
Bütünlüğümüze açık saldırı
AZINLIK Hakları Grubu, raporla Atatürk ve Türkçeye saldırırken, ders kitaplarından ulusalcı görüşlerin ayıklanmasını, Anayasa’ya ‘devletin resmi dili’ ifadesi ve azınlıklara ana dil eğitimi istedi.
Sevr’i hortlatmak istiyorlar
CHP’li Muharrem İnce, skandal rapora sert tepki gösterdi. İnce, “Bu planlar, yeni bir Sevr projesi. Her şey müfredatın değiştirilmesiyle başladı. Çünkü müfredat anayasa kadar önemli” dedi.
RAPOR TERÖRÜ
AB ve ABD tarafından fonlanan Azınlık Hakları Grubu’nun raporunda, Cumhuriyet değerlerine yönelik küstahça ifadeler yer aldı ve terör örgütünden ’Kürdistan İşçi Partisi’ olarak söz edildi
AKP iktidarının uyguladığı politikalardan cesaret alan Türk ve Türkiye düşmanlarının hazırladığı skandal raporlara bir yenisi eklendi. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Amerika ve 50 ülkenin dışişleri bakanlığı tarafından desteklenen Uluslararası Azınlık Hakları Grubu’nun hazırladığı raporda Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü hedef alındı. “Unutmak mı Asimilasyon mu: Türkiye’nin Eğitim Sisteminde Azınlıklar” adlı rapor Milli Eğitim Komisyonu üyelerine gönderildi. Konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Milli Eğitim Komisyonu’nun CHP’li üyeleri Nur Serter ve Muharrem İnce, skandal rapora çok sert tepki gösterdi. Serter, Raporda PKK terör örgütünden “Kürdistan İşçi Partisi” olarak söz edildiğini, ulusal andın ırkçı yaklaşımların kanıtı olarak sunulduğunu söyledi.
Haksız ithamlar
CHP’li Serter, Türkiye’nin son dönemde başta eğitim sistemi olmak üzere iç ve dış işlerine müdahale anlamını taşıyan ağır ve haddini aşan dış baskılarla karşı karşıya bırakıldığını belirtti. Türkiye’nin azınlık hakları konusunda bir rapor saldırısı ile karşı karşıya bırakıldığına dikkat çeken Serter, raporda eğitim sistemine yönelik ağır ve haksız ithamlarda bulunulduğunu kaydetti. Raporu Milli Eğitim Komisyonu’nun CHP’li üyeleri olarak şiddetle kınadıklarını belirten Serter, şunları dile getirdi:
Atatürk rahatsızlığı
“Raporda Türk milli eğitiminin temel ilkeleri ile ulusal ant, ırkçı yaklaşımların kanıtı olarak sunulmaktadır. ’Bazı okul kitaplarının Kemalizm’i, Türkleri, Türk dili ve kültürünü yüceltmesi’ni eleştiren raporda, ders kitapları mercek altına alınmaktadır. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında ’Cumhuriyet Türk milletinin karakterine en uygun yönetim şekli olduğu için seçilmiştir’ve benzeri cümleler azınlıklara yönelik ayrımcılık olarak kabul edilmektedir.
Başbakan göreve
Ders kitaplarından tüm ulusalcı görüşlerin ayıklanmasını, Anayasanın 3’üncü maddesinde yer alan ’devletin dili’ ifadesi yerine ’devletin resmi dili’ifadesinin konulmasını, gayri-müslim azınlıklar dışında kalan Kürt, Çerkez, Abaza, Laz, Romanların azınlık statüsüne alınarak kendi dillerinde eğitim görmesini öneren rapor, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi olarak görme girişiminin başlatılmış olduğunu kanıtlamaktadır.” Başbakan Erdoğan’ı “Türkiye’nin bağımsız, özgür ve demokratik bir ülke olduğunu dünyaya unutturmakla ve Türk kimliğini etnik kimlik olarak tanımlamayı sürdürmekle” suçlayan Serter, “Başbakan’ı ve Milli Eğitimimize yönelik bu saldırıya karşı başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere hükümete göreve çağırıyoruz” dedi. Serter, bir soru üzerine son günlerde eğitim sistemine ve azınlıklara yönelik hazırlanan raporları “Avrupa merkezli olarak yürütülen bir proje” olarak nitelendirdi. Serter raporu, Milli Eğitim Komisyonu’nda da gündeme getireceklerini bildirdi.
Bu Sevr projesi
CHP’li İnce ise, Türkiye’ye karşı yürütülen planların “Sevr projesi” olduğunu ve her şeyin müfredatların değiştirilmesi ile başladığını söyledi. Müfredatın anayasa kadar önemli olduğuna işaret eden İnce, MEB’in AB uzmanlarına emanet olduğunu dile getirildi. İnce, ulusal antla ilgili tartışmalar konusunda ise “Ulusal andımıza taktılar, ABD’deki okullarda bütün çocuklar güne ABD bayrağına bağlılıklarını bildirerek başlarlar. ABD’deki çocuklar her sabah bu andı söylüyor da bizim çocuklardan ne istiyorlar ” dedi.
Hedef ÖSYM
CHP Milletvekili Nur Serter, bir soru üzerine okulların, üniversitelerin yeniden tarikat-cemaat yapılanmasına etki altına girdiğini söyledi. Muharrem İnce de hükümetin kadrolaşma konusunda son hedefinin ÖSYM olduğuna dikkat çekerek, “ÖSYM’de de kadrolaştığı takdirde her şey bitecek” dedi.
‘Ne Mutlu Türk’üm’ dedirtmeyin
AB’ye bağlı çalışan Avrupa İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammer-Berg, tarafından hazırlanan raporda, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözü eleştirilerek, okullarda söylenen andımızın “etnik ayrımcılık” içerdiği savunulmuştu. Raporda, Türkiye’de her bireyin kendini etnik olarak tanımlayabilme özgürlüğünün yaratılması, anadilde eğitim ve azınlık dillerinin üniversitelerde öğretiminin sağlanması, azınlık gruplarının ifade özgürlüğü ve mülkiyet haklarının önündeki engellerin kaldırılması ve dini azınlık kurum ve topluluklarının tüzel kişiliklerinin tanınması için önlemler alınması istenmişti.
Raporla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen CHP’li İnce ve Serter, Başbakan’ı göreve çağırdı.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
